Make your own free website on Tripod.com

morvadi

Hume Hakknda
bilgi
Sokrates
Platon
Herakleitos
Demokreitos
Aristoteles
Ibn Sina
Farabi
Ibn Haldun
HEGEL, Georg Wilhelm Friedrich
Kierkegaard , Soren Aabye
Zenon
Francis Bacon
John Locke
Parmenides
realizm
rasyonalistler
rasyonalizm
Immanuel Kant
Russell
David Hume
Hume Hakknda
Empristler
iletisim icin


David Hume'un sesi, usun eleştirilmesini ve yetilerinin gereği gibi belirtilmesini öğütlemektedir. Tarihsel düşünce diyalektiği XVIII. yüzyıl sentezini us'ta gerçekleştirmiştir. Böyle bir ortamda Kant, zorunlu olarak yapması gerekeni yapmış ve şu sonuca varmıştır: "Bizler, gizlerle dolu bir evrende bir düşün düşünü görmekteyiz. Gerçekte bildiğimiz hiç bir şey yoktur. Sezişlerimizin, kavramlarımızın, deney dışı ide'lerimizin içine gömülmüşüz; bir şeyler kuruyoruz. Ne var ki, bildiğmizi sandığımız şey, sadece olaylardır. O olaylar ki, bilmediğimiz nesneyle asla bilemeyeceğimiz bir öznenin birbirlerine olan ilişkisinden doğmuştur". Nesne'yi bilmiyoruz, özne'yi de asla bilemeyeceğiz, us'a zorunlu olarak bu iki bilinmez'in ortasındaki ilişki alanı kalıyor. Oysa us, özgür olma dileğindedir; aşma çabaları bu yüzdendir. Salt usun eleştirisi'nde bu özgürlük dileğinin işe yaramadığı anlaşılmıştır; salt us, deneyle olan bağını kopararak kuram yapamıyor, ma eylemde yapamaz mı?.. Kant'ın ikimci büyük yapıtı uygulayıcı Usun Eleştisi (Kritik der Praktischen Vernunft, 1788) bu sorunun karşılığını arayacaktır. Zorunlulukla olan'ın karşısında bir de özgürlükle olan var. Öteki bilim, buysa törebilim alanıdır. Us, salt olamıyor, ama uygulayıcı olabilir. Ne var ki bu durumda adı değişerek irade olur. Doğru'nun duyusu nasıl nesneler düzininden düşünce düzenine yakselip biçimlenmek zorundaysa, iyi'nin duyusu da öylece düşünce düzeninde biçimlenip nesneler düzenine inmek zorundadır. Özgürlükle olmayan iyilğin hiç bir anlamı olamaz. Ceza korkusu, armağan umudu, beğenilme isteği, göreneğe uyma zorunluğu vb. gibi etkenlerle gerçekleştirilen iyilik, gerçek iyilik değildir. Demek ki usun uygulayıcı olarak çok önemli bir görevi var: İyiliği, özgürlükle, salt iyilik için gerçekleştirmek. Bu özgürlük, duyarlığın bütün etkilerinden kurtulmuş bir özgürlük olmalıdır. Özgürlük zorlamaz, sadece yükümlü kılar. Törebilimsel yasa, fizik yasa gibi zorunlu olamaz. O, serbest bir seçim işidir. O, kendi yasasını kendisi koyar. Önceden konmuş ve verilmiş bir yasaya uymaz. Demek ki tanrısal ve dinsel bir törebilim, gerçek bir törebilim değildir. Yasa'yla özgürlük'ün çelişkisi, ancak kendi yasam kendin koymakla aşılabilir. ancak bu yasayı insanlığı bir araç olüarak değil, bir erek olarak belirtecek bir biçimde koymalı. Yoksa deney alanıyle yeniden bir ilişki kurup özgürlüğünü yetirmiş olursun; çünkü insanlığı amaç olarak gözeten bir yasa, usun özgür yasası değil, kişisel çıkarının yasasıdır. Bu yasa, evrensel olmalı. Yoksa bu yasa usun gerçek ürünü olan önsel bireşimsel yargı niteliğini taşımaz ve tümel geçerli'lik niteliğini elde edemez. Törebilimsel yasa, deneylerden elde edilmiş bir koşullu (Al. Hypothetisch) yasa değil, uygulayıcı usun kendi kalıplarında biçimlendirdiği bir düzenlenmiş (Al. Kategorisch) yasadır. Bir şey elde etmek için değil, iyilik için iyilik edilecek. işte Kant'ın iyi irade (Al. Gutewille) adını verdiği özgür irade budur. (Kantd, bu törebilimsel düşüncelerini, söz konusu yapıtında çok, Grundlegung zur Metapbysik der Sitten ve Metapbysik der Sitten adlı yapıtlarında incelemiştir). Görüldüğü gibi Kant, Salt Usun Eleştirisi 'nde yadsıdığı metafiziği Pratik Usun Eleştirisi'nde diriltmeye çalışmaktadı. Kant'ın bu idealist eğilimi üçüncü büyük yapıtında daha da belirecektir. Doğru ve iyi ideleri incelendikten sonra geriye usun üçüncü bir işlevi kalmıştır: Güzel idesi. Us, doğayla törebilim arasında kalan estetik alanda nasıl işliyor ve bu işleyişin de ötekiler gibi önsel ilkeleri var mıdır?.. kant'ın üçüncü büyük yapıtı Yargı Gücünün Eleştirisi (Kritik der Urteilskraft, 1970) bu sorunun karşılığını arayacaktır. Kant, duyulardan gelenle (salt us), düşünceden giden (uygulayıcı us) arasındaki köprüyü yargı gücü adını verdiği (yargılayıcı us), ussal bir yetiyle kurmak istiyor. Deneylerden gelen'le düşünce gerçekleşiyor, düşünceden giden de deneyde gerçekleşecek. Oysa, bu gerçekleşmenin usun buyruğuna uygun olup olmadığını yargı gücü denetleyerek. (Bu tema, diyalektik özdekçiliğin teori, pratikle doğrulanır önermesinin Kantçı sezisidir). Doğru bir düşünceyle gerçekleştirilen bir iyi'liğe "güzel bir davranış" diyoruz. Öyleyse güzel, bu iki ideyi birbirine bağlayan bir köprüdür ki bunu da yargı gücü gerçekleştirir. Kant, güzel 'i yüce'den ayırıyor. Bir fırtınada denizin kudurmuş dalgalarına bakarak, "Ne güzel" diyebiliriz, ama gerçekte duyduğumuz güzellik değil; büyüklük, güçlülük ve ürkünçlükten doğan yücelik (Al. Erhabene)tir. Yücelik, böylesine gürel (Fr. Dynamique) olabildiği gibi, yıldızlı bir gecenin ihtişamı ggibi matematiksel (Fr. Mathematique) olabilidiği gibi, yıldızlı bir geceninihtişamı gibi matematiksel (Fr. Mathematique) de olabilir. Böylece, yüce'den ayrılan güzel; iyi'den boş'tan, yararlı'dan da ayrılmaktadır Güzel'in niteliği, hiç bir karşılık gözetmeksizin yargılanır oluşudur. Kantçı törebilime göre iyi de bu niteliği taşır, oysa iyi, eylemsel bir irade işidir; güzelin ise ene eylem ne de iradeyle ilgisi vardır. Hoş duysal bir beğeni, güzelse yargısal bir beğenidir. Bir tabak meyve tablosu, onları yemek isteğini duyurursa boş ve ancak bu isteği duyurmadıkça güzel'dir. Yararlı elde edilmek istenir, güzelse sadece seyredilir. Hiç bir kaşılık gözetilmeden beğenilmek onun temel niteliğidir. Güzel'in başka bir niteliği de, tümel gecerli oluşudur. Kant böylece önsel bireşimsel yergı'yı burada da yakalamış oluyor. Demek ki, güzel'de de bir önsellik var, bu önsellik bizi kendisine karşı belli bir tutuma zorlar. Bu tutum, özel değil, genel bir tutumdur; sadece bizim için değil, herkes için geçerlidir. Güzellik yargısı kavramsız (Fr. Sans concept) bir yargıdır, demek ki bir bilgi işi değildir. Güzellik ereği düşünülmeyen bir ereksellik'tir. Bir müzik parçasında bize zevk veren onun bestelenme nedeni değildir, oysa o gene de bir ereğe uygun olduğu için güzeldir. Kant, böylece estetik yargı (Fr. Jugementteleologique) dan ayırıyor. Sanatçı, güzel'i yaratırken onu belli bir ereğe göre biçimlendirir, bizse o güzel'i ereğini düşünmeden kavrarız. Güzel 'in bizler için anlamı kendi ereğine uygunluğu değil, bizim ereğimize uygunluğu'dur. Kant, yapıtının ikinci bölümünde, ereklik (Al. Finalitaet) kavramını incelemektedir. Kant'ta göre ereklik, Aristoteles'in Entelekkbeia'sı gibi, kendi nedenine uygunluk'tur. iki türlü uygunluk (Al. Zweckmaessiğkeit) var: Biri, güzel'i doğuran öznel uygunluk, ikincisi yararlı'yı doğuran nesnel uygunluk. Bunun içindir ki, bir çiçek, yağlıboya bir tabloda estetik yargının konusu olurken bir ilâç kutusunun içinde ereksel yargının konusu olabilir. Cansız doğa, sürekli bir nedensellik içinde Dekartçı bir mekanizmle düzenlenmektedir. Canlı doğaysa kendi ereğiyle düzenlenir. Kömür, bir neden-sonuç zincirin ürünüdür, ama göz pek bellidir ki, görmek için yapılmıştır. Bu yüzden, doğanın açıklanışında ereklik kavramından vazgeçemiyoruz. Kant, burada, usun metafizik yapamayacağını söylediği halde, metafizik yapamayacağını söylediği halde, metafiziğin alanına yeniden ve iyice girmekte olduğunu görerek sakıntılı bir dil kullanmaktadır. Ne nedensellik ne de ereklik, doğanın kendiliğni açıklayamaz, der. Cansız ve canlı, tümüyle doğa, Kant'a göre, bilinmez olmakta devam etmektedir. Duyular bize bu bilginin anahtarını veremez, ama duyular üstü'nde "anlakalır'da birtakım anahtarlar gizlidir". Görüldüğü gibi, İdealizmin kapısını her şeye rağmen aralık bırakmak bilinmemezciliğin zorunluğudur. Kendisinden önceki felsefe akımlarının düşünsel semtezini ustaca gerçekleştiren Immanuel kant'ın, kendisinden sonraki felsefe akımlarını büyük ölçüde etkileyen bu üç önemli yapıtını toparlarsak şu sunucu saptarız: Doğru'yu us kurar, iyi'yi us buyurur, güzel'i us yargılar. Bilinemez kendilik'in dışındaki bilinir olaylar dünyasını tek sözle us düzenler. Bu yargı, idealist bir yargıdır. bkz. Kantçılık, Bilinemezcilik, Yeni Kantçılık, Olguculuk, Yeni Olguculuk, Denyüstü, Deneyüstücülük, Usçuluk.

http://www.tg.com.tr/sitedirector/cgi-bin/folioisa.dll/FEL-SOZ.NFO/query=%5Bjump!3A!27e!27%5D/doc/%7Bt284%7D/pageitems=%7Bbody%7D

Enter supporting content here

sayfa sonu